Dr. Engin Çörüşlü
Kongre Bilimsel Kurul Başkanı


Engin-Coruslu

Çoğu insan, boya yapmanın çok kolay bir iş olduğunu zanneder. Çok yaygın bir deyiş var, “boyacı küpü”. Çok kolay ve sıradan işleri tanımlamak için kullanılıyor. Bu algının nedeni boyanın, uzun yıllar boyunca, nalburlardan alınabilecek malzemeyi basitçe karıştırarak insanların kendilerinin de kolayca yapabilecekleri türden bir malzeme olmasıydı. Ünlü ressam, bilim insanı Leonardo da Vinci de tablolarını yapmak için kullandığı boyaların hepsini kendisi yapardı.

Oysa günümüzde boyayı tasarlamak, üretmek ve uygulamak, sanıldığından çok daha karmaşık bir iştir. Birçok boya kullanıcısı, özellikle sanayi uygulamalarında, boyanın ne kadar karmaşık olduğunu ancak kullanmaya başladıktan sonra fark ediyor. Bugün boya artık; çok daha karmaşık bir malzeme kimliği taşıyor. Tasarım, üretim, uygulama proseslerinin her birinin başlı başına zengin bilimsel ve teknolojik içerikleri var. Dolayısıyla boyayı eskiden olduğu gibi “boyacı küpü”ne atıflar yaparak tanımlamamız çok yanlış oluyor, boya günümüzde çok karmaşık bir malzemedir. Amacım boyanın zaman içinde nasıl geliştiğini, bugünkü karmaşık malzeme kimliğini nasıl kazandığını anlatmak değil. Bu karmaşık malzemenin kimyasal temeli üzerinde de duracak değilim, bunlar eğitimli boya kimyacılarını ilgilendiriyor, bu yazıda bunları ele alıp üzerinde durma olanağımız yok. Sadece boyanın eskiden olduğu gibi basit bir malzeme gibi görülmemesi gerektiğini ifade etmek istedim.

Boya neden kullanılır, ne işe yarar gibi bir soruya yanıt olarak boyadan beklenen iki temel işlevden bahsedilir: Korumak ve güzelleştirmek.
Günümüzde boyalar bu iki işlevin dışında birçok özel işlev görebilecek şekilde tasarlanabiliyor. Bunlara alışılmış deyimle fonksiyonel boyalar diyoruz; yani işlevsel boyalar. Bunlar, kir tutmama, kendi kendini temizleme, kendi kendini onarma, buz tutmama, sürtünmeyi azaltma, korozyon önleme, mikrobiyal yaşamı durdurma, anti-fouling özellik kazandırma, ısı yalıtımı sağlama vs. gibi birçok özel fonksiyon olabiliyor. Son zamanlarda bu fonksiyonlara elektromanyetik dalganın kontrolü gibi işlevler ekleniyor. Geleceğin otonom araçlarında, radarda görülmeyen uçak, gemi benzeri askeri ekipmanlarda bu tür özellikler büyük önem taşıyor.
Bu örnekleri vermemin nedeni şu: Boya sanayisi gelişmeye çok açık, yeni yeni işlevler üstlenebilen bir alandır. Ar-Ge faaliyetleri bu nedenle boya sanayisinde çok önemli bir yer tutar. Boyaya kazandırılmak istenen yeni işlevler, ancak bilimsel temelli Ar-Ge faaliyetleri ile yaratılabiliyor.

Bosad’ın düzenlemekte olduğu paintistanbul & Turkcoat boya kongreleri serisi, boya ve ilgili malzeme alanında yeniliklerin ve gelişmelerin tartışıldığı bir ortam oluşturuyor. Önceleri Kimya Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi tarafından düzenlenmiş olan kongre, 2010 yılından bu yana paintistanbul & Turkcoat adıyla her iki yılda bir Bosad tarafından düzenleniyor.

Bu seneki kongre 29-30 Eylül 2020 tarihlerinde yapılacak. Kongrenin öncesinde bir tam gün süreyle dört boya okulu düzenliyoruz. paintistanbul & Turkcoat kongrelerini düzenlemekteki amacımız ülkemizdeki boya sanayisinin Ar-Ge potansiyelini açığa çıkarmak, Ar-Ge’yi teşvik etmek, boya ve hammadde firmalarımızla akademik dünyayı buluşturmak ve aralarındaki iş birliğini geliştirmek, ülkemizde ve dünyada boya sanayisindeki yenilikleri boya kimyacılarımıza tanıtmak, sonuçta boya sanayimizin dünya ölçeğinde rekabet gücünü artırmaktır.

Boya okulları ise en az kongre kadar önemli bir işlevi yerine getiriyor: Boya sanayisinde çalışan teknik personelimizi eğitmek. Bu konu üzerinde ne kadar dursak azdır. Teknik elemanların çalıştıkları süre içinde sürekli kendilerini yenilemeleri, uygulama düzlemindeki iyi pratikleri öğrenmeleri, yeni teknolojilerle tanışmaları firmaların rekabet gücü açısından çok önemlidir. Bu amaçla her kongrede 4 boya okulu yapabilmek istiyoruz.

Bu seneki okullarımızı ilgi çekeceğini ve meslektaşlarımıza yararlı olacağını umduğumuz 4 alanda yapmaya karar verdik. Bunlardan birincisi dispersiyon. Pigment dispersiyonu da diyebiliriz, bu alan boya üretiminde genellikle darboğaz yaratan, hataya en açık olan ve sonraki üretim aşamalarında düzeltilemeyecek potansiyel kusurlara açık bir alandır. İkinci okulumuzu renk eşleme konusunda yapıyoruz. Renk eşleme, boya üretiminde ileri renk teknolojileri olduğu kadar görsel yeteneklerin de kullanılmasını gerektiren bir alandır. Günümüzde yoğun olarak bilgisayar teknolojileriyle destekleniyor. Renk eşleme prosesi, boya üretiminde ilk aşamada yer alan dispersiyon prosesi ile de yakından ilgilidir. Dolayısıyla ilk iki okulumuz birbirini tamamlayan ve boya üretim teknolojilerinin temellerini ele alan okullar oluyor. Üçüncü okulumuzu korozyon konusuna ayırdık. Boyanın en eski tarihlerden beri en önemli kullanım amaçlarından birisi metal yüzeylerin, özellikle çeliğin pastan korunması olmuştur. Üçüncü okulumuzda bu konuyu ele alacağız, korozyonu ve organik kaplamalarla korozyonun önlenmesini anlatacağız. Dördüncü okulumuz ise biyositlere ayrılmış bulunuyor. Biyositler hem ülkemizde hem de dünyada üzerinde çok durulan alanlardan birisidir. Teknolojide ve mevzuattaki yeniliklerin ele alınacağı bu okulumuzdan da özellikle sulu boya tasarlayan kimyacı arkadaşlarımızın yararlanacağını düşünüyoruz.

Bu sene kongremizin açılış konuşmasını boya dünyasında pazar ve teknoloji alanındaki gelişmelere ayırdık. ABD’de kimya ve boya sektöründe danışmanlık yapan, birleşme ve satın almalar konusunda uzman bir kuruluşun Başkan Yardımcısı açılış konuşmamızı yapıyor. Konuşmanın hem sanayicilerimizin hem de boya kimyacılarımızın ilgisini çekeceğini düşünüyoruz.

Kongremizin ikinci gününde bir de panelimiz olacak. Bu panel de, özellikle Türkiye’de yürürlüğe girmiş olan Kimyasalların Kaydı Değerlendirilmesi, İzni ve Kısıtlanması Yönetmeliği sanayicilerimizin ve mevzuata uyumdan sorumlu teknik arkadaşlarımızın çok ilgisini çeken bir konu olacak. Kısaca KKDİK olarak anılan bu düzenleme, Avrupa Birliği ve AB’ye üye olmayan üç Avrupa ülkesinde 2006’da yürürlüğe girmiş olan REACH’in Türkçe sürümü gibi görülebilir. Ülkemizden ve Avrupa’dan uzmanlarla bu düzenlemeyi ve anti-fouling gibi başka bazı önemli güncel düzenlemeleri tartışmayı planlıyoruz.

Bunların dışında kongremizde hem akademik dünyadan hem de boya sanayisinden gelen değerli konuşmacılarımız var. Yurt dışından ve yurt içinden gelen konuşmacılarımız, boya ve boyayla ilgili malzemeler alanında güncel ve ileride güncel olabilecek birçok bilimsel ve teknolojik konuyu dile getirecekler. Kongre vesilesiyle, sanayi ile üniversite arasında kurulmasını çok istediğimiz bağların güçlenmesine ve meyve vermesine de yardımcı olacağımızı umuyoruz.

Kongrede buluşmak dileğiyle…

Medya Partnerleri
 
Organizatör